"...Bu yol bir şehre giderdi / Güneşin tutuştuğu denize batmış güle / Mavi ıslak gecelerde ne sevgiler açardı / Dünya menekşe bahçesinde alev alev / Ey şehir sen yoksun / Uyudun uyandın büyü bozuldu / Bir kapı kapandı geçmişe / Toprak yok artık su yok / Sevinç telaş yok / Ey şehir sen yoksun / Bu kıyıda bir ağaç yeşerdi / Sedefin toprağında diz çöktü maya / Bir masal vardı bu şehre dair / Sütü bal koyuluğunda gözleri kara / Ey şehir sen yoksun..."
Ezginin Günlüğü'nün Beyrut için yaptığı şarkıyı dinleyerek çıkılan yolda; beklentiler tedirginliğe gebeydi açıkçası... Beyrut'a gidiş; savaşın izlerini illa ki vuracaktı ziyaretçilerin gözlerine... Oysa ki bambaşka bir Beyrut karşıladı... Bahardan kalma bir cuma gününde; camiilerden yükselen ezan sesi; o sesin bitmesini saygıyla bekleyen kilise çanlarına karşıyor ve Orta Doğu, gıyabındaki tüm çağrışımları bir anda orta yere bırakıveriyordu...
Beyrut : Orta Doğu'nun Paris'i...
Lübnan'ın başkenti Beyrut'un nüfusu 1,5 milyon civarındadır. İç savaştan önce Beyrut nüfusu içinde Hıristiyan ve Müslümanların sayısı hemen hemen eşitmiş. Şimdi ise Müslümanlar çoğunlukta... Halkın büyük çoğunluğunu meydana getiren Araplar, Lübnanlıları, Filistinli mültecileri, Suriyelileri ve başka göçmen Arap cemiyetleri de içine alıyor. En büyük ve tek etnik azınlık ise Hıristiyan Ermenileri.
Beyrut'un doğusu Hıristiyan, batısı ise Müslüman çoğunlukta. Eskiden Müslüman topluluğun çoğunluğu Sünni iken 1960'lardan sonra göçler sonucu Şiilerin sayısı giderek artmış. Batı Beyrut'un bazı bölümlerindeyse küçük Dürzi toplulukları yaşıyor.
Yaşayan bir şehir...
Beyrut savaşın etkilerini hafifleterek hızla yaraları sarmaya yeltenmiş. Ancak yine de izlerin tamamiyle silindiği söylenemez. Hala daha çok lüks çok büyük bir otelin yanında, bombalanmış bir başka bina insanlara adeta yaşadıklarını unutmamalarını öğütler gibi duruyor. Bu çelişkiye lüks ve ihtişamın kol gezdiği sıra sıra mağazalar ve sokak başlarını tutan askerlerin görüntüsü, seyrine az rastlanır bir çelişkiyi de size sunabiliyor. Savaş bitmiş bitmesine ama yaşananlar hala taptaze...
Konuştuğumuz bazı Beyrutluların gözünde Türkiye son derece revaçta görünüyor. Özellikle Başbakanımızın geçen sene Davos'ta yaptığı "one minute" çıkışı, Orta Doğuluların kendisine mest olmasını sağlamış. Çok büyük bir Türkiye ve Türk sempatizanlığı mevcut. İki ülke arasında vizelerin kaldırılması da bunu pekiştirecek gibi gözüküyor.
Ülkeye girişte aranan tek şart; pasaportunuzun 6 ay geçerliliği olan "İsrail vizesiz" bir pasaport olması...
Beyrut; kuzey ve güney olmak üzere iki kısma ayrılıyor. Kuzeyde genelde zenginler, güney de ise fakirler yaşıyor. Şehrin merkezi olarak bilinen Hamra Caddesi lüks alış veriş merkezleriyle, son model arabalarla ve Orta Doğu'nun Paris'i sıfatına yaraşır hayat süren Araplarla dolu. Fransız Mimarisi örnek alınarak inşa edilen binalar bu intibaayı kuvvetlendiriyor.Düzenli ve temiz sokakları, Arapların genel tavırlarına inat güdüldüğünün delili gibi. Arap şehirlerinin kaosu, curcunası ve kirli havası buradan çok uzaklarda. İhtişamın inşaası; yıkıntıların yüreklerdeki tahribatını örtmek için süratle ilerletiliyor gibi...
Gezilecekler - görülecekler
Beyrut’un merkezinden epey uzak gibi görünse de sürekli büyüyen kentin giderek yaklaştığı ve hatta yerleşim alanlarının içine hapsettiği tarihi Byblos liman kenti, Beyrut’un görülmeye değer en şirin yerlerinden biri... Liman kalıntıları, tarihi kale ve kale içindeki yeni düzenlendiği izlenimini veren küçük, otantik eşyaların satıldığı mağazaların oluşturduğu sokaklarda dolaşmak, hem nostaljik bir atmosfere sokmakta insanı, hem de modern sıcak yüzlü hediyelik eşya satıcılarının ilgisiyle buluşmanın keyfini yaşatıyor.
Beyrut limanı ve kıyılarının hemen gerisinde, yukarı doğru yükselen ve şimdilerde neredeyse tamamı yerleşim yeri haline dönüşen tepeler ve dağların arasından geçerek ulaşılan ve dünyanın üçüncü büyük mağarası kabul edilen Jeitta Mağaraları’na ulaştığınızda, burada mağara turizminin çok ciddiye alındığı izlenimini, görevli personelin tutumu, çevre düzenlemesi, güvenlik, teleferik hizmeti ve diğer hizmetlerin geliştirilmiş olmasından edinebilirsiniz. Bununla beraber bizim Damlataş Mağaralarını anımsatan atmosferde ikisi arası kıyas şansınız da mevcut. Mağaraların içerisinde fotoğraf çekmek yasak ancak yine de denemeye değer!Gece hayatı...
Beyrut'un gece hayatı hala daha şöhretini koruyor. Bunu fazlasıyla güzel olan kadınlarına da borçlu olduğu düşünülebilir. Dekoltenin ve şaşanın eksik olmadığı tuvaletlerin içerisindeki Beyrutlu kadınların peşi sıra gecenin içerisine dühul olmamak elde değil... Beyrut'ta bankaların kadınlara özel bir kredi türüyle estetiği teşviki de bunu açıklar cinsten...
Kumarhaneler genellikle şehir merkezinin dışarısında. Yüksek rakamların oynandığı salonlar daha ziyade üst katlarda... Giriş katlar her bütçenin içinde kolaylıkla yer alabileceği oyunların oynandığı alan olarak ayrılmış. Üst kattaki oyuncuların alabildiğine şıklığına karşın; aşağı kat orta sınıfın eğlencesine hibe edilmiş görülüyor.
Mutfak
Beyrut mutfağı ziyadesiyle Türk insanının damak tadına hitap eden cinsten... Humus sofranın vazgeçilmezi. Bununla birlikte çok çeşitli mezeleri; et ve balık seçenekleri ve "şambali" tatlısı her daim ikrama hazır bekletilmekte.
Beyrut'un milli içkisi çoğu Arap ülkesinde de bulundurulan "arak"... Arak, rakının biraz daha sert olanı. Yine de rakıseverlerin nefsini köreltmeye yetecek durumda. Yine de tavsiye; fazlasının tüketilmemesi...
Beyrut'ta tütün ve tütüne dair her şey fazlasıyla tüketiliyor. Kadınların neredeyse hepsinin sigara içtiğini söylesek yalan olmaz gibi. Erkeklerin genel tercihi ise purodan yana. Kapalı alanlarda sigara yasağının henüz Beyrut'a uğramamış olması da; bu tüketimi destekler nitelikte. Bununla beraber, nargile de bir hayli popüler. Hem açıkhavada hem de restoranlarda nargile keyfi sürebiliyorsunuz.
Yollardan sonra...
Beyrut ile Türkiye arasında vizenin kalkmış olması, bu iki ülke arasında karşılıklı seyahati teşvik etmekte. Üstelik İstanbul - Beyrut arası uçuşun sadece 1 saat 20 dakika olması da cabası... neredeyse Antalya'ya gider gibi gidebiliyorsunuz Beyrut'a...
Konaklama süresi için 3 gün ideal. Hem sayısız gezi seçeneklerine katılabilir, alışveriş yapabilir ve hem de kumarhanelerinde şansınızı deneyebilirsiniz.
Köklü bir kültür, Arap coğrafyasının batılılaşma emareleri, leziz yemekler, Türklere karşı sonsuz sevecen tavırlarla dolu bir destinasyon tercihi için; Beyrut'u göz ardı etmeyin...




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder